Dünya’nın en küçük 10 ülkesi serisinde 2. ülkemiz, Dijital Seyahatnamem vesilesiyle tanıdığım, güzel mi güzel Monaco ‘dayız.

Monaco Prensliği 1297 yılında kurulmuş olan bağımsız bir şehir devleti ve prensliktir. Vatikan’dan sonra dünyanın en küçük mikro devletidir. Bir ülke düşünün ki içinde kumarhanelerden, limanına yanaşan harika gemilere ve hatta kraliyet ailesine sahip. İşin daha da güzel yanı bu saydıklarımın hepsini online olarak gezebileceksiniz. Hadi o zaman keşfetme vakti.

Mikro Devlet Monaco

Monaco’nun tarihini detaylı öğrenmek isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. Fakat biz biraz daha görsel olanlara değineceğiz. Genelde bir ülkede en kolay ulaşılan sanal tur o ülkeye ait müzeler oluyor. Fakat Monaco gibi zengin bir ülke bunların çok daha fazlasına ayrıntısı ve üst düzey teknolojisi ile yer vermiş. Bu da bizim gibi dijitalde seyahat eden gezginler için paha biçilmez bir fırsat oluyor. Hatta büyük bir ülkeye kıyasla mikro devlet olan Monaco’da bu kadar çok sanal tur bulmak bir yandan da şaşırtıcı.

Monaco’nun etrafını çevreleyen geniş bir alanın Fransa’ya komşu olmasından ötürü olsa gerek nüfusun büyük bir bölümü Fransız. Monaco nüfusunun diğer geri kalan çoğunluğunu ise Monaco’nun yerel halkı ve ardından da diğer komşu İtalyanlar oluşturuyor. Ülke’nin nüfusunu daha iyi anlamak adına; Monaco’da 2017 yılında yapılan nüfus sayımında 38 bin 695 kişi, İstanbul’da ise o yıllarda 15 milyon 29 bin 231 kişi varmış. Fakat nüfus açısından makas ne kadar açıksa, GSYH’da da tersine bir o kadar fark var.

Gezme Zamanı

Artık eğlenceli bölüme geldik. Tur sırasında bu ve türevi enstrümantal parçaları ya da Fransızca söylenen bu şarkıyı dinleyebilirsiniz. Monaco için biraz hızlı şarkılar seçmemin sebebi oradaki enerjiyi yakalamanızı istiyorum. Orta kısıklıkta müziğimizi de açtıysak kendimizi Monaco’nun huzur dolu sularına bırakabiliriz. Bir de başlamadan önce küçük bir hatırlatma; linkini açtığınız turları ekranınızı kaplayacak şekilde büyütmeyi unutmayın.

Öncelikle bu linkte görmeniz gereken o harika manzaraya bir bakın. Şöyle 360 derece dönün etrafında, denizin kokusunu uzaktan hissedin, güneşin denize yansıttığı ışığın paha biçilmez güzelliğini keşfedin. Hemen önünüzdeki muhteşem bina Oşinografi Müzesi. Kırmızı dönen yuvarlaklara basarak içinde harika bir tur atabilirsiniz. Müze içerisini hem sanal olarak gezebilirsiniz hem de üzerilerinde bulunan fotoğraf simgesine tıklayarak o eser hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Fakat dünyayı gezdiğimiz için her yerde ortak bir dil kullanılmayabiliyor. Bu sebeple tarayıcınıza (Chorome için) Google Translate’i eklenti olarak eklerseniz sayfayı ya da seçtiğiniz metni daha kolay dilinize çevirebilirsiniz.

Oşinografi

Öncelikle Oşinografi nedir, isterseniz kısaca onu tanıyalım. Vikipedia’ya göre; okyanuslar ve onlarla ilişkili ekosistemleri, kimyasal ve fiziksel süreçleri inceleyen bilimdir. İşin içinde okyanus varsa o zaman müzenin olmazsa olmazının balık olması da ilk akıllara gelen. Mavi bir müze düşünün, birbirinden orijinal balıklar, bir çok deniz hayvanı ve daha niceleri. Üst kata çıktığımda bir an kendimi Varuna Gezgin cafesinde hissediyorum. Sebebini karşımdaki büyük ahşap kitaplığa bağlıyorum. Fakat bu raflarda kitaptan ziyade doldurulmuş hayvanlar var. Sağ taraftaki odanın tavanında asılı duran 18 metre boyundaki Fin Balinası ise harika. Müzeyi detaylı keşfetme tadını sizlere bırakıyorum. Şimdi Monaco’nun diğer taraflarını gezelim. Müzeden ayrılmadan önce terasa çıkıp Monaco manzarasına bakmadan geçmeyin. Tabii terasın bir bölümünü kaplayan restoran ve yanında çocuklar için yapılmış harika bir oyun bahçesi var. Keşke çocuk olsaydım düşüncelerinden uzaklaşmak için başınızı manzaraya çevirin ve kendi mutfağınızda hazırladığınız kahvenin tadını çıkarın. Oşinografi Müzesinden de böylece ayrılıyoruz. Müze gezmeye doyamadıysanız sizi böyle alalım, biz şimdilik başka güzelliklere yol alıyoruz.

Manzara Keyfi

Monaco’nun güzel bir yanı da çoğu yerden harika deniz manzarasını görebilmeniz. Eğer manzara seven biriyseniz burada göz zevkinizin oldukça doyacağına emin olabilirsiniz. Monaco bir prenslik demiştik, yönetim binası da prenslere yakışacak tarzda olur tabii. La Mairie De Monaco’yu buradan gezebilirsiniz. Monaco Prens ve Prensesinin fotoğraflarını girişteki çerçevede görebilmek mümkün. Fotoğrafı görünce aklımdan bir an Diana’yı geçiriyorum, hemen arkadaki harika pencerenin güzelliği dikkatimi dağıtıyor ve onu keşfe dalıyorum. Merdivenlerdeki halıların el dokuma Türk halısı olmasını dileyerek yukarı doğru çıkıyorum. Aşağı kattaki biraz klasik tarz yukarıda kendini modernliğe bırakıyor.

Sırada Saray Meydanı (Place Du Palais) var. İşin güzel yanı, bir sanal turda ilk kez günün her saatinde nasıl gözüktüğünü gösteren bir ışık butonu olduğunu görüyorum. Oradan sarayın gündüz ve akşam halini görebilirsiniz. Akşam manzarasının keyfi bittiyse şimdide çarşılarının tadını çıkarma zamanı. Belediye binasının hemen karşındaki şapele uğramadan geçmeyin. Tavanında bulunan freskler görülmeye değer. Çarşısına gelmişken alışveriş de yapmak isterdiniz değil mi? Biraz sabrederseniz onu da yapacağız. 🙂

Beşiktaşlı bir çok tanıdığımın Vodofone Arena’yı gezmek istediği kadar, Monaco stadyumunu da gezmeyi ister misiniz bilmiyorum. Fakat futbol sevmeyen biri olarak ben, sanal stadyum gezmekten gerçekten çok zevk aldım. Buradan Monaco Stadyumunda Mouse’unuzu istediğiniz kadar koşturtabilirsiniz. Stadyumun kapalı alanını da gezebilmeniz cabası. II. Louis Stadyumu toplamda 18.523 kapasitelik tamamı koltukludur. Her yıl UEFA Süper Kupası’na ev sahipliği yapmaktadır.

21

   Şimdi sırada Monaco’da Las Vegascılık oynama vakti. Monte Carlo Kumarhanesi, Las Vegas Kumarhanelerini aratmayacak güzellikte, her salonu birer sanat eseri. Tavanlarındaki ağır klasik etki ve altlarında bulunan kumar masaları… Tek kişilik kumar konsolları insana 90’lardaki oyun konsollarını hatırlatıyor. Diğer salonlardaki 6 ve daha fazla kişilik yine klasik tarzdaki masalar ile tavan işçiliği birleşince bu sefer de kendimi ABD Kongre Kütüphanesi’nde hissetmekten alıkoyamıyorum. Turumu tamamlamadan önce öğrendiğim bir bilgi beni çok şaşırtıyor. Monte Carlo şehrinin doğması bu kumarhane ile olmuş. 1854 yılında Monaco Prensi 1. Florestano tarafından kumar oyununun meşru kabul edilmesinin ardından, 1861’de açılan kumarhanenin çevresinde gelişen yerleşmeye beş yıl sonra Monte Carlo adı verilmiş. Hala aynı şirket tarafından yönetilen Monte Carlo Kumarhanesi’nde ayrıca 6 adet film çekilmiş. Bir opera sever olarak yine aynı binada bulunan Opera Salonu’nu da gezmenizi şiddetle tavsiye ederim. Hayatımda kumarhane de görmedim demem, diyerek oradaki turumu tamamlıyorum.

Dinlenme Zamanı

   Yoruldunuz mu? O zaman Thermes Marins otelindeki büyük havuza atalım kendimizi. Havuz veya otel ne alaka, sonuçta gece yine kendi evimizde yatacağız dediğinizi duyar gibi oldum. İnsan beyni o kadar mükemmel bir organ ki gözlerinizi kapatınca aslında nerede olduğunuzun çokta bir önemi yok. Önemli olan kendinizi tüm uzuvlarınızla nerede hissettiğiniz. Hazır otellerden girmişken sizi birkaç ünlü otele daha götüreceğim. Oraların içini ister müze niyetine isterseniz de oteli keşfediyormuş hissi ile gezin. Ama önce Café de Paris Monte-Carlo’da bir kahve keyfi. Eğer acıktıysanız da kafenin üst katındaki Salon Bellevue’de cam kenarı masanız hazır bile. Diğer otelleri incelemek isterseniz buradan girebilirsiniz. Otelleri zaten sevmem bana oranın yaşayışını daha iyi tanıtmak için evlerini göster derseniz de buyurun sanal turla Monaco evleri. Ben ilk villa olan Avondale’yi gezdim ve gerçekten müthişti. Göz zevkim en üst düzeye ulaştı. Bu işin villası olur da yatı olmaz mı diyoruz ve oradan yat turuna geçiş yapıyoruz. Bu yatı da gezdiyseniz şimdi sizi en büyük sanal yat turu kütüphanesi ile tanıştıracağım. Burada gördüğünüz bütün yatların içini detaylı olarak gezebilirsiniz.       

Tura Devam

Bir şehri tarihi ve onunla birlikte müzeleri tanıtır insana demiştik. Fakat günümüz yaşayış tarzlarını da görmeliyiz elbet. Mesela kıyafetlerini. Monaco’da insanların alışveriş yaptığı butiklere girmeyi hatta oradan kıyafet almayı ister miydiniz? Hazır Thermes Marins otelindeyken oranın butiğinde kısa bir tur atalım, adından diğerlerine geçelim. Otel butiği olduğu için çok geniş değil, bu sebeple de sizi tatmin etmeyebilir. Monaco’ya kadar gitmişken en azında hatıra bir tişört alalım derseniz, hem sanal olarak dükkanı gezebileceğiniz hem de yönlendirdiği web sitesi üzerinden alışveriş yapabileceğiniz harika bir link bırakıyorum. Bu sırada teknolojinin ne kadar da ilerlediğini düşünürken salonunuza veya mutfağınıza da Monaco’dan bir hediye almak isterseniz bu sanal mağazayı gezebilirsiniz. Çocuğunuza ya da çocuk ruhunuza bir hediye almak isterseniz de sizi oyuncak dünyasına götürüyorum. İçinde hem gezebileceğiniz hem de alışveriş yapabileceğiniz bu üç katlı minnoş evi ziyaret edebilirsiniz. Sanal mağaza gezmek hoşunuza gittiyse siz buradan devam edebilirsiniz.  

Bir klasik otomobil tutkunuysanız soluğu Otomobil Klubü’nde alın. Etrafa serpiştirilmiş eski model arabalar ve harika bahçesini de ziyaret ettikten sonra yine bir otomobil rüyası olan Monaco Prensi Rainier Eski Otomobil Koleksiyonu’nu gezebilirsiniz.

Detaycılar Buraya

Son olarak Monaco’yu kuşbakışı gezmek isterseniz buradan helikopter çekimleri ile detaylıca inceleyebilirsiniz. Bu harika görüntüler ile belki normalde dahi göremeyeceğimiz güzellikleri görebilirsiniz. Bunlar sizi kesmediyse ve Monaco’yu da çok sevdiyseniz, biraz daha detaylı bir Monaco turu için buradan ulaşabilirsiniz. Geriye kaldı Google Earth ile de sokak sokak gezmek. Buradaki keşfi de sizlere bırakıyorum. Size tavsiyem; Monaco sokaklarında kaybolun.

Monaco turu diğer sanal turlara kıyasla elimizde daha fazla sanal kaynağın olduğu bir turdu. Böylece bu şehri daha detaylı gezebilme şansı yakaladık. Müze keşfi ile başlayan turumuz, Belediye Binası, Saray Meydanı, Monaco Çarşısı, II. Louis Stadyumu, Monte Carlo Kumarhanesi ile devam etti. Otel, Cafe, Restoran, villa, yat ve butik keşfi derken Otomobil Klübü ve Monaco Prensi Rainier Eski Otomobil Koleksiyonu sergisi de eklenince ortaya harika bir sanal gezi çıktı. Ek olarak verdiğim linkler de cabası.

Günün birinde yolunuz Monaco’ya düşerse artık şehre daha hakimsiniz. Hatta belki bazı yerleri gezmek yerine sadece oranın havasını soluyarak, bu sefer gerçekten Monaco’dan aldığınız kahvenizi yudumlayıp gerçek manzaranın tadına varırsınız. Gerçek Monaco’yu yaşamanız dileği ile.