Bir düğün töreni düşünün ki 1810 yılından beri hala devam ediyor. Hatta artık düğün günü, anılan bir festivale dönüşmüş. Bulunduğumuz 2020 yılını baz alırsak, 210 yıldır kutlanan bir düğün. 40 Gün 40 gece düğünlere yine bir nebze aşinayız ama bu kadarını da ilk kez duydum diyenlerdenseniz gelin biraz işin aslına bakalım. Karşınızda Oktoberfest.

Bu Festival Farklı Bir Festival

Oktoberfest Giriş Kapısı

   Bahsettiğimiz düğün töreni Kral Ludwig ile Prenses Therese von Sachsen-Hildburghausen’e ait. 1811’de at yarışlarını, gösterileri ve kutlamaları tekrarlama kararı Oktoberfest geleneğini başlatmış. Dünyanın her yerinden gelen toplamda 7 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapan bu harika festival bir tek Münih’le sınırlı kalmayarak 13 ülkede de yapılmakta. Tabii benzerleri tam olarak aslını yaşatıyor diyemeyiz. Festivalin bir diğer güzel yanı da 1800’lü yıllardaki gibi giyinen insanların, festival süresince her yere (işyerlerine dahi) bu şekilde gitmeleri, turistleri 200 yıllık bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Festivale çok fazla turist gelse de katılanların dörtte üçü Bavyeralı. 

   Festivallerin olmazsa olmazı olan kortej ile başlıyor Oktoberfest’de. Şehri dolanan kortejin uzunluğu 7 kilometreyi geçiyor. İçinin ayrı ayrı eğlencelerle dolu olduğu 14 çadır, hala çocuk hissedenler için farklı aletleri bulunan Lunapark, herkesin etrafta yöresel kıyafetlerle dolandığı, eğlencenin had safhada olduğu harika bir ortam. Sanal olarak bu eğlenceyi oradaki kadar yaşayacaksınız diyerek kendimi dahi kandıramayacağım. Laf aramızda kandırabilmeyi çok isterdim. 🙂 Fakat madem gidemiyoruz elimizdeki imkanlarla nasıl en iyi hale getirebiliriz onu düşünelim. Mesela her yazımda olduğu gibi bu yazımda da mutlaka ama bunda mutlaka müzik açın. Eğlencenin de hüznün de temel ortağı müziktir. Şimdi sırada yanımıza içeceğimizi almak kaldı. Onu da hallettiysek festival havasına girebiliriz. 

Oktoberfest Korteji

   Her yıl eylül ayının ortası başlayıp ekim ayının ilk pazar günü sona eriyor festival. Biraz geç mi kaldık sanki? Eğer orayı fiziksel olarak ziyarete gidecek olsaydık evet biraz geç kaldık. Fakat sanal bir festival coşkusu yaşayacaksak yılın her saati gidebiliriz.


   Festivalde 14 çadır olduğundan bahsetmiştik. Bu çadırlar her kesime hitap edebilecek şekilde düzenlenmiş. Biraz daha yerel ve eski şarkıları dinlemek isteyenler için, gençlere yönelik çadırlar ve hatta LGBT’ye yönelik çadırlar bulmanız da mümkün. Biraz müzikle başlayalım derseniz yerinizi hemen orkestranın yanında ayırttım. Buradan yerel müzikleri direk sahneden dinleyebilirsiniz. Hızlı bir festival turuna buradan ve yine buradan da tüm çadırları gezebilirsiniz.

Corona

   Bugüne kadar sadece savaşlar ve kolera salgını ile festival toplamda 21 kez iptal edildi. 1854 yılında, bir kolera salgını sırasında kraliçe ve eşi de dahil olmak üzere Münih’te 3.000 kişi öldükten sonra festival iptal edildi. 1866’da Avusturya- Prusya Savaşı, 1870’te Fransa- Prusya Savaşı, 1873’te de bir kolera salgını daha, 1914-1918 arası Birinci Dünya Savaşı, 1923-1924 ekonomik kriz, 1939-1945 İkinci Dünya Savaşı sebepleriyle iptal edilmiş. Uzun yıllar sonra 2020 yılında ise festivalin iptali bu sefer de yine bulaşıcı bir hastalık olan Covid-19 ile oldu. 1949 yılından beri festivalin gerçekleşmediği yıl olarak bu yıl da tarih kitaplarına yazıldı.  

Oktoberfest ‘bier’

   Oktoberfest’den bahsedeceksek Oktoberfestbier hakkında bilgi vermeden geçemem. Üstelik festivalin açılışı da Münih Belediye Başkanı’nın ilk bira fıçısına musluğu çakıp “O’zapft is!” “fıçı açıldı” diye ilan etmesiyle başlıyor. Festivalin adını taşıyan bu bira sadece altı Münih kökenli bira fabrikası tarafından imal ediliyor ve biraz daha koyu ve sert oluyor. Festivalde tüketilen bira miktarının bir olimpik havuzu dolduracak büyüklükte (yaklaşık 7.5 milyon litreden fazla) olabiliyor. Aslında orada biraya bu kadar ilgi olmasının başka bir sebebi de gereksinim olması. Bir zamanlar Güney Bavyera’da kötü tatlı su tedariki ile nam saldığından dolayı, yerel halk kolera, veba ve diğer kötü hastalıklardan sakınmak için boğazını daha güvenli bir alternatif olarak birayla ıslatırlarmış. Su sistemi o zamanlardan bu yana değişse de gelenekler kolay kolay değişmeyebiliyor.  


   Oktoberfest’e gidince mutlaka Brezel ve Oktoberfest kurabiyelerini (lebkuchen) deneyin derler. Yemedim ama görünüşü simite çok benziyor. Hani sanal gezerken özenirseniz en yakın pastaneden bir simit almanız da sizi hiç yoktan tatmin edecektir diye düşünüyorum. Oktoberfest kurabiyelerine değinecek olursak üzerlerinde “seni seviyorum”, “çok tatlısın”, “doğum günün kutlu olsun” gibi cümleler yazan kalp şeklindeki dev kurabiyeleri boynuna iple asarak gezmek ya da hediye olarak götürmek de festivale fiziki olarak gidenler için güzel olabilirdi. Fakat gidemeseniz de bu tarz sitelerden hem oraya ait hediyelik bardakları hem de kurabiyeleri alabilirsiniz.

Bavyera Heykeli

Bavyera Heykeli

   Bavyera parkının hemen üst kısmında kalan Bavyera Heykeli ise şehrin önemli heykellerinden olup, 68 metre uzunluğunda 32 metre derinliğindedir. 1853 yılında I. Ludwig’in talimatları üzerine kurulan ‘Bavieara’ isimli tanrıça heykelin en üstüne çıkabilir ve şehri kuşbakışı izleyebilirsiniz. Sanal olarak çıkmak isterseniz buradan Google Earth ile heykel ve çevresini gezebilirsiniz. Bakmayın şimdi boş olduğuna, festival zamanı baya yoğun oluyor. Muhtemelen festival tarihinden farklı bir zamanda alınan uydu fotoğrafları olduğu için boş festival çadırlarını da karşıda görebilirsiniz. Fakat dolu halini görmek isteyenlere de buradan heykelin kafasına çıkmış gibi kuş bakışı festival alanına bakabilirsiniz. Hem de bu sefer festival tarihleri içerisinde. Festivalin büyüklüğünü de anlamak için en güzel görsel olabilir. Heykelin arkasındaki sergiyi gezmek isteyenler de buradan ulaşabilir. 

HB

  Genel gezi yazılarında Münih’e kadar gelmişken dünyanın en meşhur birahanesini  görmeden gitmeyin diyor. Aynısını ben de söyleyeceğim. Çünkü içini sanal olarak o kadar güzel çekmişler ki muhtemelen canlı gitseniz kalabalıktan tüm ayrıntısını keşfedemeyebilirsiniz. Sanal olarak buradan gezebilirsiniz. 1589’a dayanıyor Hofbrauhaus am Platzl açılışı. 1896’da ise 4 bin 500 kapasiteli, üç katlı yeni binası yapılmış.

Uzun yıllar önce yapılmış olmasının verdiği tarihi doku bir yana içerisinde yaşanan olaylar da tarih kitaplarına geçecek cinsten. Mesela 1920’de Hitler’in kurduğu Alman İşçileri Partisi’nin toplantılarına da ev sahipliği yapmış bu yapı. Hofbrauhaus Platzl turuna ister kendiniz ilerleyerek gezebilirsiniz isterseniz de tıkladıktan sonra sol alt kısımda ‘başlat’ kısmından turu başlatıp sizi gezdirmesini bekleyebilirsiniz. Şuan bomboş olarak gezeceğiniz bu binada aslında giriş katında sabahları 11’de başlayan bir orkestra sizi karşılıyor olacaktı. En üst katta da dans edebileceğiniz bir salon var. Yapıldığı dönemi düşünürsek ne kadar çok insan varmış ki bu kadar büyük bir birahane yapma ihtiyacı görmüşler diye düşünmeden geçemiyor insan. 

Bonus

   Direk konu ile ilgili olmasa da araştırırken keşfettiğim bir konuya da burada değineceğim. Hazır Bavyera’ya gelmişken yapılacakları yazıyorsak Kral I. Ludwig’den sonra gelen II. Ludwig hakkında aslında farkında olmadan bildiğimiz bir konuya değineceğim. Kısaca bahsetmek gerekirse sanatsal yönü ağır basan ve krallık gibi siyasi konulara uzak biri olarak başta olduğu zamanlar kendini şato yapmaya vermiş. İmza atmak dışında yönetimsel konulardan uzak kalmaya çalışmış. Sonrasında gelişen olaylar neticesinde (detaylara buradan ulaşabilirsiniz) deli damgası yiyerek krallığı elinden alınmış ve sevdiği şatolardan birine hapsedilmiş. Fakat bu durum ona çok zor gelmiş olmalı ki bir gün sonra doktoru ile çıktığı yürüyüş sonrasında yakındaki gölette ölü bulunmuşlar. Cinayet mi intihar mı olduğu çözülememiş. İçinde sadece üç hafta kalabildiği, Bavyeradaki şatosu olan Neuschwanstein Şatosu ise Walt Disney’e ilham vererek Disney’in logosunda yaşamayı sürdürüyor. Ölümünden altı hafta sonra ziyarete açılan şato bugüne kadar 50 milyon ziyaretçiyi ağırlamış. 

Bir gün o eğlenceyi sonuna kadar yaşayabileceğimiz günlere.


Okterberfest’i Bir de Beş Kez Orada Bulunmuş Buse Saltadal’dan Dinleyelim

1) Bu festivale gitmeye nasıl karar verdin ve bu süreçteki yolculuğunu kısaca anlatır mısın?

Liseden sonra Almanya’ya, Münih’e taşındım lisans eğitimim için. 5 sene Münih’te yaşadım. Gitmeden önce de Oktoberfest’in ününü duymuştum. 5 sene arka arkaya katılabilmek büyük bir şans oldu benim için. Hatta bir seferinde rezervasyon yaptırmayı başararak, masamız olduğunu bilerek bir Oktoberfest gününe başladık ki rezervasyon yaptırmayı başarmak ciddi anlamda zor.

2) Gitmeden önce nasıl bir araştırma yaptın?

Zaten Münih’te yaşadığımdan dolayı uçak bileti ve otel masrafım olmadı. Ancak Oktoberfest’e katılmayı düşünenler mutlaka erken rezervasyon yapmalı. Minimum 8 ay öncesinden her yer doluyor ve fiyatlar da normalin çok üstünde oluyor. Münih zaten normal haliyle Almanya’nın en pahalı şehri iken bu dönemde neredeyse 2 kat pahalılaşıyor. Tavsiyem kesinlikle erken rezervasyon, uygun fiyatlı yurt şeklindeki hostelleri tercih etmek ve hatta bazı öğrenci facebook gruplarına üye olarak yaz tatillerini Türkiye’de geçiren üniversite öğrencilerin yurt odalarını kısa süreli bir şekilde kiralayabilirsiniz. Oktoberfest genelde Almanya’daki üniversite öğrencilerin yaz tatiline denk geliyor bu nedenle boşa kira vermemek için öğrenciler odalarını “sublet” ediyorlar. Benim Türkiye’den bu festivale gelen arkadaşlarım yaklaşık 7 ay önceden uçak biletlerini alarak yaz tatiline giden bir arkadaşımın yurt odasını çok çok düşük bir bütçeyle kiralayarak rekor bir bütçe ile Oktoberfesti atlattılar:) Festivaldeki yiyecek ve içecek ücretlerini araştırmakta da fayda var bu nedenle yanınızda getireceğiniz nakti de yalanlayabilirsiniz. ancak tavsiyem festival alanında fazla nakit taşımamanız. Alan çok kalabalık oluyor ve çok fazla hırsızlık olayı haber ediliyor.

3) Festivalde geleneksel olarak giyilen kıyafetleri nasıl temin ettin? Biraz bu geleneksel kıyafetler hakkında bilgi verebilir misin?

Şaşırtıcı bir şekilde 4. Oktoberfestim de “Drindl” aldım. Geleneksel dükkanlarda maalesef çok yüksek fiyatlardan bu elbiseyi alabilirsiniz 200-300 Euro bandında oluyor genelde. Ana tren istasyonuna yakın dükkanlarda ise 50-60 Euro bandında, alt kalite, gelen turistlere yönelik 2-3 giyimlik kullanıma yönelik elbiseleri de bulmak mümkün. Ben Oktoberfest’ten 7 ay önce amazondan sipariş etmiştim, 25 euroya komple seti tamamlamıştım. Komple setin içerisinde içlik gömlek, üst elbise ve kemer bulunuyor. Erkekler için ise deri şort, pantolon askılı, iç gömlek, yün çorap ve yine deri ayakkabı şeklinde kıyafetlere rastlamak mümkün. İnternette de görebileceğiniz gibi gömlek genelde ekoseli şekilde tercih ediliyor. Erkek kıyafetleriyle ilgili maalesef fiyat bilgim yok ancak gerçek derilerin çok pahalı olduğunu biliyorum. Bu deri şortları kadınlar da tercih edebiliyor. Bu kıyafetler aslında bavyeranın dış kesimlerinin geleneksel kıyafetleri ve günümüzde bile bavyeranın çiftçi kesimi giyiyor.

4) Festival alanı nasıldı, oradaki ambiansı anlatabilir misin?

Kocaman bir düzlükten oluşuyor alan. Metro durağının da yerin de ismi “Theresienwiese”. o kadar dolu oluyor ki anlatamam. Metrodan çoğu zaman doluluktan inemiyor, önünüzdekini itiyorsunuz. Yeryüzüne çıktığınızda bir sürü kocaman çadır sizi bekliyor. Her çadır bir bira markasının çadırı. Bir de yemek, tatlı, şarap ve küçük oyun çadırları var. Her çadırdan müzik geliyor. Bir çok yerde tuvalet var ancak temizliği konusunda sizi uyarmalıyım. İnsanlar çok neşeli ve sosyalleşmeye hazır. Zaten festivalin amacı birlikte bira içmek:) küçük çocukların da eğlenebileceği alanlar mevcut. Bir de tabii lunapark alanlarını unutmamak gerekir. Dikkat: çok sarhoş olduğunuzu anlarlarsa almıyorlar aletlere

5) Çeşmenin açılışına şahit olabildin mi? Sen hangi çadırlara girmiştin?

Evet şahit oldum. Almanya’ya taşındığım ilk seneydi ve cidden çok kalabalıktı. Bütün çadırları gezme şansım oldu ancak kişisel favorim Hofbräuhaus çadırı. 

6) Festival kurabiyelerini deneyimleme şansın oldu mu?

Tabii ki. Hatta Türkiye’deki bir çok arkadaşıma da kurabiyelerden aldım ve getirdim. Duvarlarımızda süs olarak duruyor. Tatları da çok güzel. Alt Tabanı bildiğimiz tereyağlı kurabiye, üzeri glazürden oluşuyor. Bazı yerlerde istediğinizi yazdırabiliyorsunuz üzerine.

7) Her ülkeden milyonlarca insan bu festivale geliyor. Hepsi ile eski dost gibi samimi olma durumu genellikle bu tarz festivaller de yaşanan bir durum. Aynısını sende yaşadın mı, nasıl bir duyguydu?

Kesinlikle yaşandı. Herkes zaten birbirini tanımaya ve tanışmaya o kadar açık ki… İnanılmaz zevk aldım. Bir çok farklı ülkeden insan tanıdım. Bir de sabahın erken saatlerinde kaptığınız masada geceye kadar oturduğunuzdan o insanlarla kaynaşmanız için bolca vaktiniz oluyor. Bütün inanışlar, farklılıklar hatta dil farklılıkları bir kenara bırakılıyor ve tek ortak amaç olan eğlenme ortaya çıkıyor.

8) Orada tanıştığın insanlarla hala görüşüyor musun?

 Amerika ve Avustralya’dan hala konuştuğum insanlar var. Hatta 2017 Oktoberfest’ten tanıştığımız biri ile 2019 Oktoberfest’inde tekrar buluştuk ve beraber eğlendik. Özel günlerde hala konuşuyoruz. 

9) Festivalin ruhunu tek bir kelime ile anlatmak istersen?

Prosit

10) Festival sırasında yaşadığın bir anını bizimle paylaşabilir misin? 

Anım Oktoberfest tuvaletlerinde geçiyor. Kadınlar tuvaletinde çok sıra olunca ben de erkekler tuvaleti sırasına girdim. Güvenlik uyardı ben de 1-2 dakikalığına kadınlar sırasına geçtim ancak güvenlik gözden kaybolunca erkekler tuvaleti sırasına geri girdim. Meğerse güvenlik görevlisi gözden kaybolmamış ve beni çadır dışına attı ve çadır dolu olduğundan beni bir daha çadıra almıyorlardı ancak bütün eşyalarım çantam vs çadırda masadaydı. Bunun üzerine atıldığım kapıdaki güvenlikle sohbet ettim. Bosna’lıymış, biraz kültürümüz ülkeler vs. konuştuktan sonra beni atıldığım kapıdan içeri aldı ancak beni atan güvenlik görevlisi yine oradaydı koşarak kaçtım ve masamı buldum 🙂

11) Gitmeden önce oraları sanal olarak gezmek ister miydin? Bunun gezine ne gibi katkıları olurdu?

İsterdim tabii. Eminim yolumu bulmam konusunda bana çok yardımcı olurdu. Görsel hafızam iyi olduğundan sanal gezsem eminim bazı şeyleri aklımda tutabilirdim. Ancak elinizde ne kadar harita da olsa o kalabalığın içerisinde sokakları tanıyıp yol bulmak cidden zor.

12) Bildiğin gibi biz sanal gezginleriz, en azından şu an için oraya gidemiyoruz. Bize oraya gidemesek de orada olduğumuzu hissettirecek neler söyleyebilirsin? 

Öncelikle gözlerimizi kapıyalım o halde. Arkaya spotifydan bir playlist açalım. Önünüze bir bira geliyor, 1 litre olarak servis ediliyor ve neredeyse her 10 dakikada bir biri masanın üzerine çıkarak o bir litreyi kafasına dikmeye çalışıyor. Eğer bitiremezse çevre masalar onu yuhlar ve hatta üzerine “bretzel” atıyorlar. Türkiye’den misafirliğe gelen bir arkadaşım da denedi ancak yarım litre dikmesine rağmen başaramadı bunun üzerine tavuk kemikleri atıldı. Gerçekten Oktoberfest’e gittiğinizde bretzel ya da tavuk kemiği hedefi olmamak için belki 1 litre bira doldurarak alıştırma yapabilirsiniz 🙂

Son olarak orayı sanal olarak gezecek insanlara önerin ne olurdu?

Kesinlikle arkaya geleneksel müzik açın ve kalabalığı hayal edin. Görsellere ve Youtube’daki festival videolarına bakmak sanal gezi esnasında size o ambiyansı sağlamakta yardımcı olacaktır.