Serüvenim

Kirlenmek Güzeldir

Bir süredir pazar günleri sınırlarımı keşfederken buluyorum kendimi. Geçen hafta pazar günü 25km koşmuştum ki sadece bir kez yarı maraton mesafesi (21km) koşmuş ve genelde 15km civarı koşan biriyim. Bu hafta ise 73km bisiklet sürdüm. Burada da yine en fazla yaptığım bisiklet sürüşümün 40km olduğunu belirtmemde fayda var ki benim için farkı görebilin. Tabii bir de bu sürüşe -3 derece soğuk, çamurlu ve yokuşlu yolları da eklersek işte bu hikayeyi yazma sebebim çıkıyor. Genellikle hayatımda yer edinen, ekstrem veya paha biçilemez bir deneyim yaşadığımda yazarım bu yazıları. Tıpkı Farkındalık Yolculuğum yazım gibi. İşte o günlerden biri…

Gelelim o güne

Yazın aldığım Carraro Gravel G0 marka bisikletimle şehir içinde gezmek elbetteki artık sıradan olmaya başlamıştı benim için. Bir süredir takip ettiğim ÇABİP’in (Çanakkale Bisiklet Platformu) bir etkinliğine gitmeye can atıyordum ama aylardır gerekli malzemeleri hazırlamaya çalışmak, MTB turlarının benim için uygun olmaması, çok uzun rotaların yapılması ya da bana uygun olanlarda da benim müsait olamam gibi sorunlardan dolayı aylardır erteliyordum.

Taa ki bu pazar gününe kadar. Halbuki bu tur da MTB model bisikleti olanlar içindi ve yeni başlayanlar için “çok zor” kategorisindeydi. Ayrıca rota 63km ve 855m tırmanışa sahipti. Tur sorumlusunun daha önceki trekking etkinliğinde tanıştığım Kazim abinin olması ve ona danıştığımda bana söylediği “sen onu yapabilecek güçtesin” sözü benim o tura katılmamdaki ilk ve en önemli itici güç oldu.

Tur Sabahı

Her ne kadar sabah belki vazgeçerim düşüncesi kafamın bir yerlerinde yerini korusa da bir gün öncesinde bisikletimin kontrollerini yaptırıp, gerekli malzemelerini temin ettim. Açıkçası gitmeyi ve onu yapıp yapamayacağımı görmeyi istiyordum. 

Sabah da tüm motivasyonumla sıkı bir kahvaltı yapıp kendimi dinlemeden direk giyinmeye başladım. Güzel bir gün beni bekliyordu ve bunu korktuğum ya da üşendiğim için kaçıramazdım. Buluşma noktasına kadar da ortalama 10km sürdüm ve o sırada hava durumu -3 dereceyi gösteriyordu. 

Kalkış saatine kadar gelenlerle tanışıp sohbet ettik. Ardından belirlenen saatte yola çıktık. Aralarındaki en tecrübesiz ben olduğum için en öne Kazim abi beni almayı uygun gördü. Benim geride kalmayıp, tüm grubun benim hızıma ayak uydurması için olduğunu düşündüm. Ki bu da grupla ilk kez sürüş yapan ben için gayet iyi oldu. Tek sürmekle, grupla sürmek arasında gerçekten farklar ve farklı kurallar var. Bunu da bu rotada tecrübe etme şansı buldum. 

Macera Yavaştan Başlıyor

Otoyolun sağ emniyet şeridinde sürdükten sonra sol tarafa köye döndük. Bir süre hafif bozuk asfalt yoldan ve ardından da taşlı yollardan gittik. O sırada elimizde eldiven olmasına rağmen parmaklarımızı hissetmiyorduk. Soğuktan sürekli akan burnumu çeke çeke, uyuşan ellerimi düşünmeden, sadece yola odaklanıp o güzel manzaranın tadını çıkarıyordum. Aslında gerçekten bir şeyden zevk almak sadece bakış açısı ile ilgili. Neye bakarsan veya nereye bakmak istersen onu görürsün. 

Birkaç km yokuş bir yolda sürmemiz gerekti. Yol yokuş olsa da güzel asfalt ve muhteşem manzarası olduğu için pek bir şey anlamadan geçti. Yine de henüz ısınma turlarında olduğum için nefesim kesildi. 

Ortalama 20km sonra Yapıldak köyüne geldik. Orada bir köy kahvesinde mola verdik. Bisikletle kilometrelerce gittiğin bir yolda köye gelip, orada köy kahvesinde çay içmek de ayrı bir keyifti. Bir şeyler atıştırdıktan sonra yola devam ettik. Benzer yollarda 10-15km daha gittik ve esas ulaşacağımız nokta olan Umurbey Barajı’na vardık. Burada anlatırken elbette hızlıca kolay gibi görünüyor ama taşlı yollardan dağ bisikleti haricinde bir bisikletle geçmek elbetteki yorucuydu. 

Çamur Batağı

Hedef noktaya ulaşınca tabii orada da kısa bir mola verdik. Bolca fotoğraf ve herkesin getirdiği yiyecekleri tüm cömertlikle, birbirimizle ile paylaşılmasının ardından artık dönüş yoluna geçtik. Fakat dönüş yolunu, geldiğimiz yerden değil, farklı bir yoldan yapacaktık. 

Dönüş yolunda bir süre gittikten sonra tarlalar arasından geçme kısmına gelmiştik. Tarlalardan gideceğimizi ilk duyduğumda gerçekten tarladan geçeceğiz sanmıştım. Meğer tarlalar arasında traktörlerin açtığı toprak yollardan geçecekmişiz. Birkaç gün önce yağan yağmurun izlerini yol boyunca pek hissetmesek de bu bölümde epey hissedecektik.

Traktör tekerlek izinin üzerine dolmuş sulardan geçmenin bir tekniği olduğunu burada öğrendim. Öğrenme öncesi biraz acılı olsa da… 

İçi Su Dolu Toprak Yoldan Geçme Tekniği

Bunun bir tekniği var mı yok mu, yapanlar belki farkında bile değildirler. Ama ben bunun bir teknik olduğunu düşünüyorum. Bahsettiğim meşhur alana gelmeden önce daha az su bulunan küçük bir çukurdan geçerken arkada Tunç abinin hızlı geçin, beklemeyin sözünü işitmiştim. Ki küçük bir alan olduğu için zaten hızlıca geçip bir sorun yaşamamıştık. Fakat biraz daha büyük olan su dolu çukurdan geçerken ben takıldım. Grubun çoğu orayı hızlıca atlatmış, benimle birlikte birkaç kişi de arkada kalmıştı. 

Bisikletimin lastiği saplanınca pedalları da döndüremedim. Mecburen de inip yere bastım. Bir de ne akla hizmet beyaz koşu ayakkabılarımı giymişsem de onlar da anında tabii çamura battı. Tunç abi aynı yeri geçip bizim yanımıza geldi ve oradan nasıl geçmem gerektiğini gösterdi. Dallarla bisikletimdeki çamur kütlelerini bertaraf ettikten sonra onun gösterdiği gibi yapmayı denedim ama yine tıkandım. Tunç abi toplamda 3 kez oradan gelip geçti iyice öğrenmem için ama olmuyordu, yapamıyordum.

Sonunda ileride grubun geri kalanlarını daha fazla bekletmemek için bisikleti kaldırıp soldan, ayağımın daha az çamura saplanacağı yerden Travel’imi kucaklayarak geçtim. Travel mi? Evet, Gravel model olan bisikletimin adı Travel. Çünkü seyahat etmeyi çok seviyorum. 🙂

Dönelim En Heyecanlı Bölüme

Grubun yanına vardıktan sonra hepsi sağolsun el birliği ile bisikletimdeki çamur kütlelerini temizlemeye başladık. Tekerlek dönebilecek seviyeye geldikten sonra yolumuza devam ettik. Tunç abi küçük su kütleleri gördükçe benim tekerleğin izini takip et, suya girsin ve çamur temizlensin diyordu. Böylece onun sayesinde böyle sulu alanlara yaklaşırken, öncesinde biraz hızlanıp orayı hızlıca geçmek gerektiğini öğrendim. 

Öğrendim ve sonrasında onların deyimiyle bir canavara bile dönüştüm. Önceki yer gibi başka su dolmuş çukurlara tekrar rastladık elbette. Ama bu sefer hızlı bir şekilde, kimi zaman en önde suların içinden jeep safari yaparcasına geçtim. İşte tam da o zaman eğlencenin doruk noktasına ulaştım. 

O sulardan geçerken ayağım su içinde kalıyordu ve üstüme çamur sıçrıyordu. Hatta tekerlekteki çamurlar sırtıma sıvanmıştı. Ama ne demişler, kirlenmek güzeldir. O anda gerçekten de bir çocuğun çamurla oynarken ki mutluluğunu yaşadım. Aman üstüm kirlenecek, aman düşerim vs korkusu olmadan, sadece eğlendim. Ve, bu deneyimden önce de bisiklet binmemişim dedim. 

Kirlenmek Güzeldir

Ortalama 60km’yi bitirmiş, silip durmaktan burnumun üstü tahriş olmuş, enerji depolarım gittikçe azalmış olmasına rağmen son etap olan otoyol yokuşlarına sıra geldi. Artık sona yaklaşmanın mı yoksa bir an evvel eve ulaşayım dürtüsüyle mi bilmiyorum, bu saydıklarıma ve yorgunluğa rağmen gayet iyi bir tempoyla kaç km de yokuş yukarı sürdük. Toplamda 5 adet dik yokuş çıkmış olduk. 

En sonunca Özbek yokuşundan hemen önce bir benzinciye girip bisikletlerimizi yıkadık. Büyük bir çamurunu benzincinin çimlerine emanet ettikten sonra bir tık hafiflemiş bir şekilde son ama en dik yokuşu çıkmaya başladık. Şuan bunları yazabildiğime göre gördüğünüz üzere yaşıyorum. Hatta annemin tekrar gider misin olsa sorusuna “evet” diyorum. 

Evet diyorum çünkü bu deneyimi bir daha ne zaman, nerede yaşacağım. ÇABİP sayesinde bu eşsiz deneyimi de kefeme eklemiş oldum. Özbek yokuşundan sonra da yine ortalama 10km daha eve kadar sürdüm. Artık son kilometrelerde enerji depolarımın ciddi ciddi boşaldığını hissedebiliyordum. O gün o sürüşü yapan ekipteki tek kız bendim. O soğukta, o yolları göze alan bir deliydim.

Mutlu Son

Eve vardığımda aynı anda, gerçekten hemen art arda paça çorbası, nescafe, biraz pasta, 2 adet pizza yedim. Yolda planım tulumba tatlısı almaktı ama o sırada ancak pastacıyı buldum. Tabii pasta şeker olarak fazla tatmin etmediği için birazını yiyebildim.

Pizzayı almak için girdiğim markette de kasada sıra beklerken arkamdaki beyefendi arkamın çamur olduğunu söyledi. Ben de ona Umurbey’e bisikletle gittiğimi söyledim. Sanırım sadece bu bile yeterli olmuştur. Detay anlatacak halim yoktu. Ertesi günü de hiç enerjim yoktu. Neyseki ki sonraki gün kendimi daha iyi hissettim ve bu yazıyı yazdım.

Ee sırada hangi etkinlik var ÇABİP? 🙃

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

6 Yorumlar

  1. Kazim UZUN says:

    Elif kızım öncelikle cesaretin, enerjin, öğrenme isteğin ve grup içerisindeki muhteşem uyumun için seni tebrik etmek istiyorum. Tur sorumlusu olarak ilk defa bu kadar zorlu bir rotada ilk tecrüben için sana güveniyorum derken elbette öncelikle senin sporcu kimliğini bilmem en önemli etkendi. Ayrıca doğa yürüyüşündeki yolculuğumuzdan da bıraktığın izlenimler çok olumluydu. Çanakkale Bisiklet platformunun (ÇABİP) bisiklet kültürünün yerleşmesine katkı sağlamak, spor amaçlı ve şehir içi ulaşımdaki bisiklet kullanıcılarına daha güvenli kullanım alanları açmak ve bunları yaparken sosyalleşmemize de ayrıca katkı sağlamak gibi gönüllü bir faaliyet alanı var. Ayrıca hiç bir tur veya etkinliğimizde ardımızda kimseyi bırakmaz, sonda mutlaka bizden biri tüm eksiklikleri toparlayarak gelir. Senin bu tecrüben ve sonundaki tecrübelerini çok samimiyetle aktarman ise amaçlarımıza yeni bisiklet kullanıcıları açısından son derece katkısı olacaktır. Çok teşekkür ederiz bu düşüncelerinden dolayı. Yaşadıklarını böyle saf haliyle yansıtman ise müthiş güzellikte, hedeflediğin triatlon sürecinde de ÇABİP çaıtısı altındaki yol sürüşlerimizin de sana çok katkısı ve son derece başarılı olacağından eminim….

    1. Kazim abicim çok teşekkür ederim desteğin için, sayende yapabildim. <3

  2. İyi ki ÇABİP Var 💙

    1. İyi ki 💙

  3. en önemli konularla yüzleşmişsiniz birincisi beslenme, bu tip yoğun güç gerektiren turlarda beslenme gercekten çok önemli yanınızda mutlaka enerji verici atıştırmalık hatta enerji içeceği bulundurun ( kafeinli market içeceklerinden değil Izotonik içerikli gercek enerji içecekleri ) ikincisi ise grevel ruhu aynı bisikleti kullanan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bisikletiniz bu tip turlar için biçilmiş kaftan hafifliği seri değişim vitesleri sizi ilerleyen zamanlarda bile mutsuz etmeyecektir. Bisiklette ilkler hep güzeldir ama hiç bitmez ilk 70 km ilk 100 km onu ilk 150 izler ilk yağmurun ardından ilk kar gelir hep bir ilk hep bir unutulmaz vardır bisiklet yolculuklarında. olculuğunuzda başarılar ve mutluluklar

    1. Fuat bey, önerileriniz için çok teşekkür ederim. O gün yanıma 4 adet enerji bar, muz ve elektrolitli su almıştım. Fakat hem sarfettiğim efor karşısında yetersiz kalması hem de onları tüketme zamanlamalarını iyi ayarlayamamış olmamdan kaynaklı bir sorun yaşadığımı düşünüyorum. Gravel aldığım için de bende bir kez daha iyi ki dedim. Dediğiniz gibi umarım nice ilk’ler olur hayatımda. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir